Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

A.BİRİNCİ BASAMAKTA YÖNETİM

Dr.Akif AKALIN - Konak Sağlık Grup Başkanlığı

     Saptanan bir amaca varmak için yapılacak işlerin planlanıp, uygulaması ve denetiminin sağlanmasına yönetim denir.

Bu tanımdan yönetimin üç işlevi ayırdedilmektedir :

Planlama
Uygulama
Denetim

Bu işlevler biribirlerine bağlanarak yönetim döngüsünü oluştururlar.

Yönetim Döngüsü

 yödön.gif (6670 bytes)

 

     Yönetim bir bilim olarak önce ABD’de 1930’larda ortaya çıkmış, daha sonra Avrupa’ya geçmiştir. Ancak ABD’deki yönetim anlayışı ile Avrupa’daki anlayış farklıdır. ABD’de yönetime, hukuku neredeyse yok sayacak ölçüde hukuktan bağımsız bir anlayışla yaklaşılmakta; İngiltere dışındaki Avrupa ülkelerinde ise yönetime, ABD’nin tam aksine, hukukun bir bölümü gibi yaklaşılmaktadır.

Diğer yandan ABD’de kamu yönetimi ile özel sektör yönetimi birbirinden ayrılarak ele alınır ve ortalama bir Amerikalı için kamu yönetimi, siyaset ve bürokrasiyi, özel sektör yönetimi ise verimliliği çağrıştırır. Kıta Avrupası ise yönetimi kamu - özel sektör yönetimi diye ayırmadan tek bir başlık olarak ele alır. Bu nedenle yönetimle ilgili kitaplar, kaynaklarına göre anlayış farklılıkları gösterebilirler.

Türkiye’deki yönetim anlayışı daha çok Avrupa’dakine benzer ve özellikle Fransız etkisi taşır. Bu sistemin ayırdedici özelliği ayrı bir hukukunun oluşudur. ABD’de tek bir hukuk vardır ve bütün yurttaşlara eşit uygulanır. Avrupa’da, özellikle Fransa ve Türkiye’de ise kamu yönetimi hukuku biçiminde ayrı bir hukuk ve yönetsel yargı biçiminde ayrı bir yargı vardır. (İdari Yargı, Memurin Muhakematı vb.)

Türkiye’de kamu yönetiminin örgütsel yapısı Osmanlıdan devralınmıştır ve şu zaafları taşımaktadır :

  1. Görev : Kamu kuruluşları arasında görev ayrımına dikkat edilmemiştir. Yapı ve görev yönünden karmaşık kuruluşlar arası eşgüdüm çok güçtür.
  2. Kamu görevlileri : Personel politikası olmayışı nedeniyle hiyerarşi ve kariyer yapısı büyük ölçüde bozulmuştur.
  3. İşleyiş : Katı bir merkeziyetçilik hakimdir.
  4. Yönetime katılım : Yok ya da yok denecek kadar sınırlıdır.

A. YÖNETİMİN İŞLEVLERİ

1. PLANLAMA :

Planlama, bütün olanakların amaç doğrultusunda seferber edilmesidir. Bir örgütte yönetimin ilk adımını işlerin planlanması oluşturur. Eğer yapılacak işler planlanmıyorsa, örgüt günübirlik çalışıyorsa, örgütün çok kötü yönetildiği ya da yönetilmediği söylenebilir.

Planlama yönetimin temel fonksiyonudur. Bir yönetimin ne kadar başarılı olduğunu, o yönetimin işleri ne kadar iyi planlayabildiği belirler. İşleri iyi planlayamayan bir yönetim asla başarılı olamaz.

1.1. Planlama Süreci

İyi bir planlama, eldeki olanakları (insangücü, malzeme, para, zaman, mekan) belirlenmiş olan amaç için seferber edebilmektir. İyi bir planlama aşağıdaki dört unsuru içermelidir :

Durum tesbiti
Olanakların değerlendirilmesi
Amaçların açık olarak saptanması
Amaçlara hangi yollardan ulaşılacağının belirlenmesi

1.1.1. Durum Tesbiti :

Bilimsel bir durum tesbiti yapılabilmesi için bilimsel yöntemlerle elde edilmiş verilerin, bilgi haline getirilmesi ve bu bilgilerin kullanılması gerekir. Birinci basamakta yöneticinin esas veri kaynakları kayıtlardır. Yönetim demografik verileri (Nüfus, KDH, BÖH, AP Yöntem Kullanımı, Mortalite-Morbidite hızı vb.) analiz ederek durum tesbiti yapar.

Doğumlar, ölümler
Göçler, nüfus
Yapılan sağlık hizmetleri kayıtları, hastalıklar
Anketler (kayıt yapılmayan olgular, örn. AP yönteminden vazgeçme nedeni)
Deneysel araştırmalar (hizmetleri eleştirmek için düşünülen önlemlerin uygulanabilirliğini saptamaya yönelik araştırmalar, örn. Yeni bir bilgi formu)

1.1.2. Olanakların Değerlendirilmesi :

Bir işe girişmeden once mutlaka eldeki olanaklar değerlendirilmelidir. Birinci basamak yönetiminin elindeki kaynaklar şunlardır :

Personel
Para
Bina
Malzeme
Zaman

 

Yönetim kaynakları nicel ve nitel olarak değerlendirilmelidir. Yani yalnızca kaç ebe olduğunu bilmek yetmez, bu ebelerin hangi kurslara katıldıklarını, deneyimlerini vb. bilmek gerekir. Kurumun gelir kaynakları, binanın olanakları, malzeme durumu, eldeki aşıların son kullanma tarihi bilinmelidir. Zaman en önemli kaynaklardan biridir. İşlerin yapılması kadar, zamanında yapılması da önemlidir.

1.1.3. Amaçların Açık Olarak Saptanması :

Belli bir zaman sonra nereye varılacağına ilişkin alınan kararlara amaç denir. Bu tanımlamadan amacın üç özelliği çıkmaktadır :

Zamanla sınırlıdır
Hedefi vardır
Bir karardır

Amaç eğer bir zaman birimi ile sınırlanmazsa, amaç olmaktan çıkarak bir “dilek” haline gelir. Örneğin bir Sağlık Ocağı eğer kızamık aşı oranını yükseltmeyi amaçlıyorsa, bunu bir zamanla sınırlamalıdır. “Kızamık aşısında 1999 yılında % 90 aşı oranına ulaşılacaktır” tümcesinde “1999 yılı” zamanı belirler.

İkinci olarak amaç bir hedef taşımazsa, amaç olmaktan çıkarak soyutlaşır. Örneğimizde “Kızamık aşısında 1999 yılında aşı oranı yükseltilecektir” denilmiş olsaydı, bu tümce “% 90” gibi somut bir hedef taşımadığından, aşı oranının rasgele yükseltilmeye çalışıldığı bir eyleme yol açacaktı.

Son olarak amaç bir karardır ve somut bir hedefe, belli bir zaman diliminde ulaşmak konusunda olanakların seferber edileceğini ifade etmektedir.

 

Bir AMAÇ, belli bir ZAMANDA gerçekleştirilecek, somut bir HEDEFİ belirtmelidir.

“Kızamık aşısında 1999 yılında % 90 aşı oranına ulaşılacaktır” tümcesinin “anlaşılabilirliğini” sağlayan sözcük, neye ulaşmamızı belirlediğimiz “% 90” sözcüğü, yani hedefimizdir. Bu nedenle hedefin “gözlenebilir” ya da “ölçülebilir” olması zorunludur.

Hedefin salt gözlenebilir ya da ölçülebilir olması yeterli değildir. Hedefin aynı zamanda “ulaşılabilir” ya da “gerçekçi” olması gereklidir. Eğer ulaşılamayacak bir hedef belirlenirse, bu durum moral bozukluğuna yol açacağı gibi başka çalışmalar için de olumsuz bir örnek oluşturur. Ulaşılabilir ya da gerçekçi hedefler belirleyebilmenin yolu, hedefe ulaşmak için kullanılacak insangücü, para, araç-gereç, bina ve zaman kaynaklarını iyi hesaplamak, olanakları iyi değerlendirmektir.

Amaç, onaylı (rızalı) olmalı, yani ilgili kişilerin görüşleri alınmış olmalıdır. Esnek yani değişen koşullara uyum sağlayabilir olmalıdır.

Burada kritik noktalardan biri de önceliklerin belirlenmesidir. Öncelik, yaşamın önümüze çıkarttığı sınırlılıkların dayatması olan zorunlulukları ifade eder. Bir örgüt aynı anda pek çok işi yapmak isteyebilir. Fakat yapılabilecekler başta zaman ve mekan olmak üzere pek çok değişkenle sınırlıdır. Bu nedenle yönetim öncelikleri saptamak zorundadır.

Birinci basamakta yönetim, elindeki kaynakları öncelikli sağlık sorunlarına yöneltecektir. Burada kural;

Herkese biraz
Gereksinimi olana daha çok ilkesidir.

Öncelikler neye göre belirlenecektir?

 

Yapılan araştırmalar sanayileşmemiş ülkelerde yaşayan toplulukların sağlığa ilişkin davranışları yönünden üç gruba ayrıldıklarını göstermektedir :

  1. Hem tedavi, hem de koruyucu hizmetlerin varlığını bilenler ve bunlardan yararlananlar toplumun % 5 – 10’unu,
  2. Tedavi hizmetlerini kullanan, koruyucu hizmetleri bilen ama kullanmayanlar toplumun % 30 – 60’ını
  3. Sağlık hizmetlerine olan gereksinimlerini bilmeyenler ve zorda kalmadıkça kullanmayanlar toplumun % 20 - 40'ını oluşturur.

Tablo 1 : Toplulukların sağlığa ilişkin davranışları

SANAYİLEŞMEMİŞ TOPLUMLAR

TEDAVİ HİZMETLERİ

KORUYUCU HİZMETLER

BİLME

KULLANMA

BİLME

KULLANMA

% 5 – 10

+

+

+

+

% 30 – 60

+

+

+

-

% 20 – 40

-

-

-

-

Bu gruplar arasında en fazla risk altında bulunan grup kuşkusuz son gruptur. Diğer yandan toplum içinde bazı yaş ce cinsiyet gruplarının, diğerlerine göre daha fazla risk altında oldukları bilinmektedir. Bunları,

0 - 6 yaş bebek ve çocuklara
15 - 49 yaş gebeler ve emzikli kadınlar oluşturmaktadır.

Son olarak sağlık sorunları arasında

En çok öldüren
En çok sakat bırakan
En çok görülen sorunlara öncelik verilmesi önerilmektedir.

ÖNCELİKLERİ BELİRLEME DÖNGÜSÜ

 

yöndön2.gif (11165 bytes)

 

 

1.1.4. Amaçlara Hangi Yollardan Ulaşılacağını Belirlenmesi :

 

Yaşamda hiçbir zaman tek yol yoktur. Belli bir hedefe bir çok yoldan ulaşılabilir. En önemlisi bu yollardan hiçbiri yanlış olarak değerlendirilemez. Bir yönetim için en tehlikeli düşünce tarzı, belli bir işin tek bir yoldan yapılabileceği ve diğer yolların yanlış olduğu biçimindeki önyargılardır.

Belirlenmiş bir amaca hangi yoldan ulaşılabileceğinin belirlenmesi için bir çok seçenek ortaya konulmalıdır. Örneğin bir okul aşılaması için değişik yollar olabilir.

  1. Okula gidilerek aşılama yapılabilir.
  2. Öğrenciler sağlık kurumuna çağrılabilir.
  3. Aşılama evlerde yapılabilir.

Bu seçeneklerden herbirinin avantaj ve dezavantajları, olabilirlik dereceleri vardır. Sondan başlarsak, öğrencilerin evlerinde aşılanması örgütün aşılama için ek bir zaman ayırmadan, rutin saha çalışmaları içinde yapılabileceği için avantajlıdır. Ancak yeterli BCG kurslu personel olmaması bu yolu mümkün kılmaz. Dezavantajı ise öğrencilerin kurum bölgesinde oturmamaları olasılığıdır ve bu durumda pek çok öğrenci aşılanamayacaktır. Fakat 800 nüfuslu ve tek bir okullu bir köyde bu seçenek mümkündür.

Öğrencilerin sağlık kurumuna çağrılması, sağlık kurumunda öğrencilerin genel bir muayeneden de geçirilmesi olanağı sağlaması yönünden avantajlıdır. Bu şekilde erken tanı hizmeti de sunulmuş olacaktır. Uygun bir planlama ile bu çalışma başarılabilir. Dezavantajı ise bu yolun seçilmesi halinde öğrenimin aksaması, kurumun poliklinik yükünün çok artması, öğrencilerin kuruma belli bir düzen içinde getirilmesinin zorluğudur. Fakat bu seçenek, örneğin kurum okul sağlığı ile ilgili bir araştırma (parazitoz, anemi, malnutrisyon, ağız-diş sağlığı vb.) planlamışsa, iki işin aynı zamanda bitirilmesi için düşünülebilecek bir yoldur.

Okula gidilerek aşı yapılmasının en büyük avantajı, zaman ve personel tasarrufu sağlaması ve belli bir günde aşılamanın yapılabilmesidir. Dezavantajı ise öğrenimin aşı yapılan gün ve izin verilen ertesi gün aksamasıdır. Genellikle şehirlerde diğer yollarla karşılaştırıldığında en avantajlı ve en az dezavantajlı yol olduğu için bu seçenek tercih edilir.

Günümüzde bu tercihlerin belirlenmesinde maliyet/ yararlılık ve maliyet/etkililik kavramları öne çıkmıştır. Hekimler bunları gündemlerine almalıdırlar. Çünkü harcanan para ülkenin parasıdır ve hepimizin vergilerinden oluşmaktadır. Kuşkusuz sağlıktan tasarruf etmek diye bir şey söz konusu olamaz, fakat aynı iş daha düşük maliyetle yapılacaksa, bunun adı tasarruf değil, akılcılıktır.

1.2. İyi Bir Planlama Nasıl Yapılır?

İyi bir planlama yapabilmenin sırrı, planlama sürecine en geniş katılımı katılımı sağlamaktır. Eğer bir yönetici ya da yönetim ekibi, bir masa başında mükemmel planlar yapmaya kalkarsa, bu planlar kesinlikle uygulanamayacak, yalnızca kağıt üzerinde kalacak planlar olurlar.

Yukarıda sayılan planlama unsurları, mümkün olduğunca geniş bir katılımla, bütün katılanların tartışmalarıyla oluşturulmalıdır. Katılımın ilk halkası örgütte çalışan personeldir. Örneğin bir Sağlık Ocağında hekim, hemşire, müstahdem vb. bütün personel biraraya getirilmelidir. Yukarıda bahsedilen demografik veriler herkesin önünde tartışılmalı, sorunlar herkesle birlikte ortaya konmalıdır. Olanaklar personel ile birlikte değerlendirilmeli, amaçlar birlikte saptanmalı, amaçlara hangi yoldan ulaşılabileceğine beraber karar verilmelidir. Yalnız bu yapılırken gerçekten samimi olmak gerekir. Yani yönetici kafasında bir plan oluşturup, diğer personele dikte etmemeli, personeli gerçekten dinlemeli ve kararlar gerçekten beraber alınmalıdır.

Katılımın ikinci halkasını hizmet sunulan toplum oluşturur. Kuşkusuz binlerce insanı bir salona doldurmak ve onların görüşlerini alabilmek olanaksızdır. Fakat 224 sayılı yasa bu konuya çözüm getirmiş ve Sağlık Ocağı Sağlık Kurulları oluşturulmasını ve toplumun sağlık hizmetlerine katılımının bu kurullar aracılığı ile sağlanmasını öngörmüştür. Yöneticiler bu kurulları oluşturmaya ve çalıştırmaya gayret göstermelidir. Bunun dışında belirli konularda anketler yapılarak, kuruma dilek kutuları asılarak vb. toplumun görüşlerine başvurmak, bölgedeki sosyal yardım kuruluşları ve gönüllü kuruluşlarla ilişkiye girmek mümkündür.

Sonuç olarak insanlara “sizin gereksinimlerinizi en iyi ben bilirim”, “sizin için en iyisini ben düşünürüm” demekten vazgeçilmeli, çağdaş bir yönetici olmak için çaba gösterilmelidir.

Planlamanın başarısı ve hayata geçirilebilmesinin garantisi, bu planlamanın ne kadar geniş bir katılımla yapıldığındadır.

 

2. UYGULAMA

Planlanmış bir işin uygulanmasında en kritik unsur insangücüdür. En mükemmel planlar dahi, sonunda sıradan insanların sayesinde uygulanabilir hale gelecektir.

Planlar insanlara iş ve görev halinde sunulurlar. Planlar, insanların kendilerine verilen bu iş ve görevleri yaptıkları ölçüde yaşama geçerler.

Birinci basamakta yönetimin hiç aklından çıkartmaması gereken nokta, birinci basamaktaki insangücünün ancak bir ekip olmaları halinde verimli olabilecekleridir. Bu çağdaş sağlık hizmetinin doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur.

Ekip çalışması, bir hizmetin ayrı uzmanlıkta ve ayrı eğitim görmüş bir bölük görevli tarafından, her görevlinin işlerin kendi uzmanlık alanını ilgilendiren yanlarını yapması ile bitirilmesi anlamına gelir. Ekip hizmetini yardımlaşma ya da imece ile karıştırmamak gerekir. Örneğin bir okuldaki öğrencileri aşılamak için görevli hemşirenin yanına iki ebe verilmesi ekip çalışması değil, yardımlaşmadır. Bir bebeğin poliklinikte hekim tarafından muayene edilip hepatit tanısı konduktan sonra Sağlık Memuru tarafından Form 016’ya kaydedilip filyasyonunun yapılması, ebenin aileye gerekli bilgileri vermesi, hemşirenin aileyi daha sonra araması eylemi bir ekip çalışması örneğidir.

Yönetim ilk önce personeli bir ekip çalışması düzeninde örgütlemeli, her personelin görev ve sorumlulukları netleştirilmeli ve hangi işin kim ya da kimler tarafından yapılacağı iyice tartışılarak belirlenmelidir.

Öte yandan insanları bir makinadan ayıran en önemli özellikleri duygularıdır. Yönetim personelin duygularını önemsemeli ve dikkate almalıdır. Bu yönetime bir görev daha yükler : Personelin motivasyonunu sağlamak ve arttırmak.

Motivasyon sağlamanın ve arttırmanın ilkeleri şöyle sıralanabilir :

Planlamaya personel katılımını sağlamak
Ödüllendirmeye önem vermek
Personelin kişisel sorunları ile ilgilenmek
Daha üste karşı personelin üstü ve koruyucusu olduğu hissi uyandırıcı davranışlarda bulunmak
Ekip ruhunu diri tutmak ve her bir personelin ekip içinde olmazsa olmaz yerini vurgulamak
Otoriteyi bilgi ile kurmak
Eğitici denetim yapmak

Kuşkusuz yönetimin bu sayılanları yapabilmesi için personel yönetiminin temel ilkelerini bilmesi ve uygulaması gerekir. Bu ilkeler şöyle sıralanabilir :

Personelini tanı : Bir özel defter tutarak her personelin eğitim durumu, bilgi-beceri düzeyi, çalışkanlığı, aile durumu, sorunları, yeteneklerini yaz.
Personelin görevini bil : Görevi olmayan işi verme. (154 sayılı yönerge)
Personelini koru : Personele haksızlık yapılmasını önle.
Personelini eğit .
Personele olanak ölçüsünde ek görev verme, zorunlu isen adil ol.
Kendi hatanı kabul et ve personele yükleme.
Duygusal, önyargılı davranma. Personeline güven ve güvenini hissettir.
Bir personelin hakkında diğeri ile konuşma, konuşmaya şahit olursan engelle.
Personelin uymasını istediğin kurallara önce kendin uy.
Personelini kimsenin yanında küçük düşürme.
Sorunları üste ilet ama kendin çözmeye çalış.

3. DENETİM

Yönetimin fonksiyonları arasında en çok duyarlılık gösterilmesi gereken işlev denetimdir. Denetim hoşa giden bir şey değildir. Bu durum hem denetleyen, hem de denetlenen için geçerlidir. Denetimde her iki tarafın da duyarlılıkları dikkate alınmalıdır.

Denetimde güvensizlik izlenimi yaratılmamalıdır. Denetlenenin hatalarını aramaya çalışmak, birşeyler gizlediğini ima eder davranışlarda bulunmak çok yanlıştır. Denetimin bir güven sorunu olmadığı, yönetim sürecinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Belki de denetim sözcüğü yerine değerlendirme sözcüğünün kullanılması daha doğru olacaktır.

3.1. Denetim (Değerlendirme) İlkeleri

      1. Standartların belirlenmesi :
      2. Öncelikle denetlenecek (değerlendirilecek) konular bir sır olmaktan çıkartılmalıdır. Eğer bir denetim formu varsa, bu form mutlaka denetlenen kurumda da olmalıdır. Bu, gerçek denetim diyebileceğimiz özdenetimi kolaylaştıracaktır. Kurumun ve çalışanların özdenetimi benimsemeleri ve uygulamaları için çaba gösterilmelidir.

        Standartlar açık olarak tanımlanmalı ve başarı hedefleri objektif yani “ölçülebilir ve gözlenebilir” olarak ortaya konmalıdır. Bu kriterlerin iyi belirlenmemesi halinde bir denetimden (değerlendirmeden) söz edilemez.

      3. Gerçekleşen başarının ölçülmesi :

Burada yapılacak olan gerçekleşen başarı ile hedeflerin kıyaslanmasıdır. Kıyaslamada objektiflik önemlidir. Kuşkusuz “soğuk” rakamlarla yaşamı açıklamak olanaksızdır, fakat objektif olabilmek için rakamlardan yararlanmak (rakamları herşey kabul etmeden!) gereklidir. Başarının ölçülebilir bir şey olduğunun iyi kavranması ve uygulanması çok önemlidir.

 

3.1.3. Ölçümlerin değerlendirilmesi :

     Çağdaş yönetimde gerçek başarı, hedefin tam olarak tutturulmasıdır. Bu anlamda hedefin aşılmış olmasına olumlu bakılamaz. Çünkü bu durum planlamanın hatalı yapıldığını gösterir. Denetimde yalnız uygulayıcılar değil, aynı zamanda planlamacılar da denetlenmektedir. Başarısızlık varsa bunun nedenleri araştırılmalıdır. Sınav sonuçları nasıl yalnız öğrencinin değil aynı zamanda öğretmenin de başarısını gösteriyorsa, alt birimlerin sonuçları da yalnız o birimin değil üstlerin de başarısını gösterir. Örneğin yıllık bir değerlendirmenin sonuçları olumsuz çıkmış ise, yönetim, en azından kurumu yıl içinde yeterli izleyemediğini, duruma zamanında müdahale edemediğini kabul etmelidir.

      1. Düzeltici eylem :

     Kuşkusuz denetimler “aferin” demek için ya da başarısızlıkları ortaya çıkartmak için yapılmaz. Eğer bir başarısızlık varsa, denetim süreci içinde mutlaka bunu düzeltici eylemler de tartışılmalıdır. Eğer bu yapılmıyorsa, bu denetimin hiç yapılmaması daha iyidir.

     Düzeltme aslında bir anlamda yeniden planlamanın başlangıcını oluturur. Bu noktadan itibaren yönetim döngüsünün başına gelinmiştir. Geleceği planlamanın en uygun başlangıcı burasıdır.

3.2. Denetim (Değerlendirme) Teknikleri

Denetimlerde belli başlı dört teknik kullanılmaktadır :

Gözlem
Kayıtların incelenmesi
Görüşme
Sınav

Yönetim bunların hiçbirini dışlamamalı, mümkünse hepsini birleştiren bir yöntem bulmalıdır. Öz biçimi belirler, biçim de özü yansıtır. Eğer çağdaş bir denetim yapmak isteniyorsa, bunun için çağdışı bir biçim olan teftiş tekniği kullanılamaz.

ÇİÇEK HASTALIĞI YOKEDİLDİ,

SIRA KÖTÜ YÖNETİMLERDE

         ANASAYFA                                                                                                                                                                SAYFA 2